SSK Tarihçesi

SSK Tarihi

Sosyal Sigortalar’ın doğuşuna yasal açıdan kaynak teşkil eden ilk hükümler 1936 tarihli ve 3008 sayılı İş Kanunu’nda yer almıştır. Sosyal Sigortalar ve bu alandaki faaliyetleri yürüten kurum olarak Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK), başlangıçta İşçi Sigortaları ve İşçi Sigortaları Kurumu olarak kurulmuş ve uzunca bir süre bu isimle gelişimini sürdürdükten sonra 1965 tarih, 506 sayılı yasa ile bugün kullanılmakta olan nitelendirme ve isim benimsenmiştir.

3008 sayılı İş Kanunu’nda işçi sigortalarının hangi riskleri karşılayacağı, uygulama alanının ne olacağı ve bunların tedrici ve kademeli bir biçimde kurulması gibi ilkelere yer verilmiş bulunuyordu. Kurulacak sigorta dallarıyla ilgili özel kanunların en geç 15 Aralık 1937 tarihinde çıkarılması öngörülmüş olmasına rağmen, bu alandaki gelişmelerin gerçeklik kazanması, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde sağlanmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nın faşizmin yenilgisiyle sonuçlanması üzerine dünya çapında kendisini gösteren demokratikleşme hareketleri ve sosyal politikaya ilişkin konularda hız kazanan gelişmeler Türkiye’de sosyal güvenlik açısından da yansımalarını göstermiştir.

SSK yöneticileri ile sendika temsilcileri bir toplantıda…

İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, Türkiye’de çok partili demokratik hayata geçilmesi, siyasal iktidarları çalışan kitlelerden kaynaklanan taleplere uyum göstermeye zorlayıcı sonuçlar doğurmuştur. Bu dönemin başlangıcında sosyal sigortalarla ilgili olarak iki kanun çıkarılmıştır. Bunlardan birincisi, 27 Haziran 1945 tarihli ve 4772 sayılı İş Kazalarıyla Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları Kanunu, diğeri ise, 16 Temmuz 1945 tarihli ve 4792 sayılı İşçi Sigortaları Kurumu Kanunu’dur. Bu ikinci kanunla, Sosyal Sigortalar’ın yönetimiyle sorumlu bir kurumun oluşturulması öngörülmüştür.

Sosyal Sigortalar’ın kuruluşuna iş kazaları ve meslek hastalıkları dalından başlanmış olması, sanayileşmiş ülkelere ait örneklerin etkisi altında kalınmış olmanın bir sonucu sayılabilir. Çünkü henüz zayıf sanayileşme düzeyinde bulunmanın sonucu olarak sigorta açısından öncelik taşıyan sorunlar, iş kazaları ve meslek hastalıkları gibi sanayileşmeyle doğrudan bağlantılı konularda değil, sanayileşmeyle doğrudan bağlantısı olmayan hastalık ve yaşlılık gibi konularda belirmiştir. Nitekim, daha sonra ele alınan malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarıyla ilgili kanunların çıkarılmasında, belli ölçüde de olsa, işçilerden kaynaklanan talep ve baskıların etkili olması da bunu göstermektedir.

İhtiyarlık sigortası, 2 Haziran 1949 tarihli ve 5417 sayılı ihtiyarlık Sigortası Kanunu ile kurulmuştur. Kanun, 1 Nisan 1950 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Mamullük ve ölüm hallerini kapsayacak yöndeki gelişme, 4 Şubat 1957 tarihli ve 6900 sayılı Maluliyet, ihtiyarlık ve Ölüm Sigortaları Kanunu ile sağlanmıştır. Bu kanunun yürürlüğe giriş tarihi 1 Haziran 1957’dir.

Hastalık ve analık sigortası, genellikle sosyal sigortaların ilk gelişmelerine konu olmuş bir daldır. Türkiye’de de bu sigorta dalının öncelikle ele alınması öngörüldüğü halde, yurtta gerekli sağlık hizmetlerinin bulunmayışı gerekçesiyle kuruluşu ertelenmiştir. Bu sigorta dalının kuruluşuna yasal temel hazırlayan tasarı, 4 Ocak 1950 tarihinde 5502 sayılı Hastalık ve Analık Sigortası Kanunu’yla kabul edilmiştir. Kanunun öngördüğü düzenlemelerin ve uygulamaların yürürlüğe konulmasına 1 Mart 1951 tarihinde İstanbul ve Trakya bölgelerinden başlanmıştır. Daha sonra İzmir ve Bursa bölgesi kapsama alınmış ve nihayet 10 yıllık yıllık bir program çerçevesinde bütün yurdu kapsayacak yönde çabalar gerçekleştirilmiştir.

27 Mayıs 1961 Anayasası, genel olarak sosyal devlet anlayışı doğrultusundaki gelişmeler çerçevesinde, sosyal sigortalılara ilişkin konularda da bazı gelişmelerin başlangıcı olmuştur. Anayasa, 48. maddesinde sosyal güvenliğe ilişkin olarak şu hükmü öngörmüştür: “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Bu hakkı sağlamak için sosyal sigortalar ve sosyal yardım teşkilatı kurmak ve kurdurmak devletin ödevlerindendir.”

SSK konusunda ilk adım, madencilik sektöründe atıldı……

Öte yandan, 27 Mayıs sonrasında hazırlanan beş yıllık planlarda da sosyal güvenliğe önemli bir yer verilmiştir. Bu arada, sosyal güvenliğin bir elden yürütülmesi, bütün yurttaşları kapsayacak genel bir sosyal güvenlik düzeninin kurulması, işsizlik sigortası kurulması gibi hedeflere de yer verilmişse de bu hedeflerin gerçekleştirilmesi mümkün olamamıştır.

17 Temmuz 1964 tarihinde kabul edilerek1 Şubat 1965 tarihinde yürürlüğe giren 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 27 Mayıs sonrası dönemde sosyal sigortalar alanında sağlanan gelişmelerin başlıca yasal kaynağını teşkil etmiştir. SSK’nın getirdiği yeni düzenleme ile daha önceki tarihlerde her bir sigorta dalını ayrı bir metin halinde düzenlemek üzere çıkarılmış olan kanunlar tek bir metinde birleştirilirken, çağdaş sosyal politika ilkelerine uygunluk açısından bazı yenilikler sağlanmıştır.

506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda, “işçi sigortaları kurumu” terimi yerine “sosyal sigortalar kurumu (SSK)” terimi getirilmekle, yalnızca işçileri değil, toplumu oluşturan bütün bireyleri kapsamaya yönelik bir düzenlemenin amaçlandığı ifade edilmektedir.

Gerçekten de bu düzenleme ile sosyal sigortaların kapsamına belli ölçüde de olsa bir genişleme kazandırılmıştır. 506 sayılı yasa yürürlüğe girmeden önce sosyal sigortaların kapsamı, 3008 sayılı İş Kanunu’nun uygulama alanı ile sınırlanmış bulunuyordu. 1952’de Basın İş Kanunu’nun çıkmasıyla basın işkolunda çalışanlar, 1954’te Deniz İş Kanunu’nun çıkmasıyla gemi adamları SSK kapsamına alınmışlarsa da, İş Kanunu ile öngörülmüş bulunan uygulamanın, “belli sayıda işçi çalıştıran işyerleriyle sınırlı olması” yolundaki hükmü geçerliliğini sürdürmüştür. Buna göre, SSK başlangıçta 10 veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerine uygulanabilmekteydi.

1952’den sonra çıkarılan çeşitli kararnamelerle bu kapsam 50 bin ve daha fazla nüfuslu şehirlerde 4-9 kişi çalıştıran işyerlerini de içerecek biçimde genişletilmiştir. SSK’nın, çalıştırdığı işçi sayısına bakılmaksızın tüm işyerlerine uygulanması, 506 sayılı yasa ile gerçekleştirilmiştir.

Söz konusu yasa ile tedricen gerçekleştirilmesi öngörülen bu kapsam genişlemesi, 1971 yılı sonunda tamamlanmıştır. Bir hizmet akdine tabi olarak çalışanlardan bazıları, 506 sayılı yasa ile SSK kapsamı dışında tutulmuşlardır. Bunlar arasında tarım işlerinde çalışanlar ile ev hizmetlerinde çalışanlar önem taşımaktadır. 506 sayılı yasayı değiştiren 24 Kasım 1977 tarihli ve 2100 sayılı yasa ile “tarım işlerinde ücretle çalışanlar” ile “ev hizmetlerinde ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” da SSK kapsamına alınmışlardır. Ancak, fiilen tarımda çalışanların çok az bir kısmı (tarım ve hayvancılıkta 1981’de 16.647 kişi) sosyal sigorta kapsamına sokulabilmiştir. 506 sayılı kanunla sigortalının eş ve çocuklarına, malul ve yaşlıların eş, çocuk, ana ve babalarına, dul ve yetimlere de hastalık hallerinde sağlık yardımı yapılması düzenlenmiştir. Ayrıca, söz konusu yasa, topluluk sigortası olanağını sağlamakla 1969’da avukatlık, 1972’de noterlik gibi meslek mensuplarının sigorta kapsamına alınmasına imkân hazırlamıştır.

Bu gibi kapsam genişletici düzenlemelerin de etkisiyle, SSK kapsamına giren sigortalıların sayısı, 1981 yılında 2.050.164 kişiye ulaşmıştır. Aynı yılda toplam sivil işgücü arzının 17.8 milyon kadar olduğu düşünülecek olursa, gene de nüfusun önemli bir bölümünün sosyal güvenlik uygulamaları dışında kaldığı sonucuna varılabilir.

SSK’nın finansmanı işçiler ve işverenler tarafından ödenen primlerle sağlanır. Öteden beri işverenlerin topladıkları sigorta primlerini ödemelerinde görülen gecikme ve kayıplar, SSK açısından önemli finansman güçlükleri doğurmaktadır. Sosyal sigortaların finansmanına devlet katılmadığından, gelirin yeniden dağılımına bu yolla sağlanabilecek katkılar sınırlı kalmaktadır. İşçilerin, SSK’nın finansmanındaki katkılarının önemine rağmen, yönetimindeki etkinlikleri sınırlı tutulmuştur.

Önceden, Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı olarak, “idari ve mali bağımsızlığı olan” bir tüzel kişilik niteliğiyle yönetilmekte ve işlev görmekte olan SSK, 16 Mayıs 2006 tarihinde kabul edilen 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) devir olmuştur.

Yandex.Metrica